Sezgin Tanrıkulu: Halep'teki İnsanlığa Karşı İşlenen Suçlara Sessiz Kalamazsınız, Onay Veremezsiniz!
BU COĞRAFYADA SINIRLAR BİR HARİTA ÇİZGİSİNDEN İBARET DEĞİDİR!
HALEP, ORADA YAŞANANALAR BIR DIŞ POLİTİKA HABERİ DEĞİL, YURTTAŞLARIMIZIN ORTAK DUYGULARININ KIRILMASIDIR!
HALEP'TEKİ İNSANLIĞA KARŞI İŞLENEN SUÇLARA SESSİZ KALAMAZSINIZ, ONAY VEREMEZSİNİZ!
CHP Genel Başkan Yardımcısı, Diyarbakır Milletvekili, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanvekili Sezgin Tanrıkulu Meclis Genel Kurulunda konuştu.
Sezgin Tanrıkulu’nun konuşması şöyle:
"Evet, yürüttüğümüz bu tartışma aslında nasıl derin bir duygu kırılmasıyla karşı karşıya olduğumuzu açıkça gösteriyor. Haber bültenlerine baktığımızda ne görüyoruz?
“Üç Kürt mahallesi boşaltıldı, evler tahliye edildi, yollar kapatıldı” deniyor.
Peki soruyorum sizlere: Bu gerçekten bir dış politika haberi midir? Gerçekten dış politika mıdır?
Biz bu coğrafyada sınırlarımızı yalnızca bir çizgiden mi ibaret sanıyoruz?
Sınırın öte tarafında yaşananlar, yaşayanlar; bizim ortak duygularımızın, ortak tarihimizin, ortak kimliğimizin bir parçası değil mi?
Halep’te yaşanan tam olarak budur işte.
Kürtler meselesi tam da budur, değerli arkadaşlar.
Bakın, ben Diyarbakır’dan, Hakkâri’den söz etmiyorum. Yanı başımızdaki Haymana’ya bakalım. Haymana’ya gidelim, orada yüz yıl önceki Müslüman’a soralım.
Halep’te bir yer boşaldığında, sadece orası boşalmıyor; insanların içi boşalıyor.
Cihanbeyli’de, Kulu’da, Konya’da iç eksiliyor.
Çiğli’de, Karabağlar’da aynı duygu yaşanıyor.
Sultanbeyli’de, Bağcılar’da, Esenyurt’ta aynı duygu yaşanıyor.
Mesele bir ortak duygu meselesidir.
Ama siz bunu anlayamadınız.
Bu, sınır ötesinde yaşanan sıradan bir dış politika meselesi değildir. Böyle bakmayalım.
Bakın; Suriye’de Kürtlere, Türklere, Araplara, Türkmenlere, Süryanilere, Êzidîlere, Dürzilere, yani Suriye halklarının tümüne karşı yaşanan her şey, buradaki yurttaşlarımızın ortak duygusudur.
Buna böyle bakmanız gerekir.
Peki bu Parlamento, 2011’den itibaren Suriye’de yaşanan ağır insan hakları ihlallerine bakarken neye bakıyordu?
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi raporlarına bakıyordu. Kaç kez bu kürsüden o raporları referans gösterdik.
Peki şimdi neden bakmıyorsunuz?
Bir bakalım o raporlara. Halep’te hangi insanlığa karşı suçların işlendiğini hep birlikte görelim.
Değerli arkadaşlar; ortada ciddi bir duygu kırılması var.
Suriye’de yaşanan her şey, Türkiye’de siyasi görüşü ne olursa olsun; AK Partili, MHP’li, İYİ Partili, Kürt yurttaşların kalbini kırıyor.
Vicdanlı bütün yurttaşların kalbini kırıyor.
Bunu böyle görün, böyle anlayın.
Ama bu duyguyu maalesef ortaklaştıramıyorsunuz.
Hele hele dün Sayın Ömer Çelik’in söyledikleri… Açık söyleyeyim, tüyler ürperticidir. Aynı zamanda bir gerçeğin itirafıdır.
Tam da anlatmaya çalıştığımız budur.
Kobane sürecinde bu duyguyu yaşayamadınız.
“Kobane düştü, düşecek” denildiği zaman bu duyguyu yaşayamadınız.
Dün Sayın Ömer Çelik ne dedi?
“Doğu’da AK Parti’nin anti-Kürt bir politika izlediği izlenimi yayılmaya çalışılıyor; halbuki öyle değil” dedi ve örnek verdi.
Hangi örneği verdi biliyor musunuz?
“Kobane düştü düşecek denildiğinde, bırakın Obama’yı, Cumhurbaşkanımızı aradı. Bu telefon görüşmesinden sonra sınır kapılarını açtık, insani yardıma izin verdik” dedi.
Bakın, tam da mesele budur.
Obama aradığı zaman sınır kapıları açıldı.
Peki Kobane’de insanlığa karşı suçlar işlenirken, neden o kapılar daha önce açılmadı?
Neden açılmadı?
Sorun tam olarak buradadır.
AK Parti açısından sorun budur.
Bu politikaları yürütenler açısından sorun budur.
Oradaki yurttaşlarımızı, onların kardeşlerini, Kürtleri eşit ve gerçek kardeş olarak görmüyorsunuz.
Üvey kardeş gibi görüyorsunuz.
İşte bu yüzden o kapılar zamanında açılmadı.
İşte bu yüzden bugün de bu politikalara destek veriyorsunuz."
Kaynak:
HABERE YORUM KAT
yorumlar onaylanmamaktadır.