Sezgin Tanrıkulu: “Diyarbakır Cezaevi Restorasyonunda Şeffaflık Krizi Derinleşiyor”

Sezgin Tanrıkulu: “Diyarbakır Cezaevi Restorasyonunda Şeffaflık Krizi Derinleşiyor”

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Diyarbakır Cezaevi restorasyonu ile ilgili yazılı bir basın açıklaması yaparak, hazırladığı soru önergesi ile konuyu Meclis gündemine taşıdı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu’nun konu ile ilgili açıklaması şöyle:

"Diyarbakır Cezaevi Restorasyonunda Şeffaflık Krizi Derinleşiyor"

Aynı Aileye Ait Şirketlere Peş Peşe Verilen İhaleler Kamu Yararı Açısından Soru İşaretleri Doğuruyor

12 Eylül askeri darbesinin Türkiye’deki ağır insan hakları ihlallerinin simgesel mekânı olan Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nin restorasyon sürecine ilişkin yeni bilgiler, kamuoyunda ciddi tartışmalara neden olmaktadır. Cezaevinin birinci ve ikinci etap restorasyon ihalelerinin “davet usulü” ile gerçekleştirildiği ve ihalelerin görünürde farklı olsa da aynı aileye mensup kişilerle bağlantılı şirketlere verildiği iddia edilmektedir.

Birinci etap ihalesini alan PERGE Restorasyon şirketinin kurucusunun C. Z olduğu, Aynı etapta şantiye şefi olarak görev yapan kişinin S. Z olduğu, İkinci etap ihalesini alan FİMAŞ Yapı şirketinin sahibinin yine S. Z olduğu, İki şirketin adreslerinin kapı numarası dışında aynı olduğu ve yan yana faaliyet gösterdiği ifade edilmektedir.

Bu bilgiler, kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığına, rekabetin sağlanıp sağlanmadığına, şeffaflığın korunup korunmadığına ve ihalelerin objektif kriterlere göre yürütülüp yürütülmediğine ilişkin önemli soru işaretleri doğurmuştur.

Diyarbakır Cezaevi gibi toplumsal hafızada derin bir yara bırakan bir yapının restorasyonunda, şeffaflığın en üst düzeyde uygulanması zorunludur. Buna rağmen ihalelerde davet usulüne başvurulması, kamuoyunun haklı kaygılarını artırmaktadır.

Bu çerçevede hem Kültür ve Turizm Bakanı hem de Adalet Bakanı tarafından yanıtlanmak üzere iki ayrı soru önergesi TBMM Başkanlığı’na sunulmuştur.

Kültür ve Turizm Bakanı’na Yöneltilen Sorular:

Restorasyon ihalelerinin neden davet usulü ile yapıldığı, açık ihalenin neden tercih edilmediği, İhalelere kaç firmanın davet edildiği ve bu firmaların kimler olduğu, Her iki ihaleyi alan şirketler arasında aile bağı bulunup bulunmadığı, Bakanlığın bu iddialar hakkında inceleme başlatıp başlatmadığı, Restorasyonun toplam bütçesi, her etap için harcanan tutarlar, Projenin denetiminin kimler tarafından yapıldığı, Diyarbakır Cezaevi’nin müze olarak ne zaman açılacağı gibi kritik konular sorulmuştur.

Adalet Bakanı’na Yöneltilen Sorular:

Cezaevinin devrinden önce bakanlık tarafından yapılan çalışmalar ve fizibiliteler, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile yapılan protokolün içeriğinin neden kamuoyuyla paylaşılmadığı,

Restorasyon sürecinde işkence izleri ve delil niteliği taşıyan bölümlere dair koruma envanteri hazırlanıp hazırlanmadığı İhale süreçlerinde Bakanlığın bilgisi, değerlendirmesi veya itirazı olup olmadığı,12 Eylül mağdurlarının, insan hakları örgütlerinin veya uzmanların görüşlerinin sürece dahil edilip edilmediği, Restorasyon sonrası oluşturulacak müzenin içeriğinde Adalet Bakanlığı’nın rolünün olup olmayacağı sorulmuştur.

Kamuoyuna Çağrı

Diyarbakır Cezaevi’nin restorasyonu, sadece fiziksel bir yapı onarımı değil, Türkiye’nin yakın tarihine ilişkin yüzleşme, hafıza ve adalet sürecinin bir parçasıdır. Bu nedenle ihale süreçlerinin şeffaf olmaması, aynı aileye ait şirketlerin ardışık ihaleleri alması, denetim mekanizmalarının belirsizliği kabul edilemez. Kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığı, ihale süreçlerinin kimlere ve hangi yöntemle verildiği, tarihi hafıza alanının nasıl dönüştürüldüğü tüm toplumun meselesidir.

Bu nedenle Bakanlıkları bir kez daha açıklığa, hesap vermeye ve şeffaflığa çağırıyoruz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”


Kaynak:Haber Kaynağı

Etiketler :

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
yorumlar onaylanmamaktadır.