CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nda Bakan Murat Kurum’a Diyarbakır’ın deprem sonrası yaşadığı kronik sorunları sordu. Tanrıkulu, "Ağır hasarlı binalar hala yıkılmadı, Oğlaklı konutlarında altyapı krizi yaşanıyor, çocuklar hala konteynerde eğitim görüyor" dedi.
"Yerinden Yönetim Yerine Merkezden Dayatma Tercih Ediliyor"
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, AK Parti Osmaniye Milletvekili Derya Yanık başkanlığında toplandı. Komisyonda Bakan Murat Kurum’un barınma hakkı üzerine yaptığı sunumun ardından söz alan Sezgin Tanrıkulu, iktidarın deprem ve kentleşme politikalarındaki yaklaşım farklarına dikkat çekti. Sosyal devlet ilkesi gereği güvenli konuta erişimin temel bir hak olduğunu vurgulayan Tanrıkulu, yerel yönetimlerin dışlanmasını eleştirdi.
Diyarbakır’da Ağır Hasarlı Binalar ve Bağlar’ın Durumu
Diyarbakır’ın depremden etkilenen 11 il arasında olduğunu hatırlatan Tanrıkulu, kentteki yapı stokunun durumuna dair çarpıcı veriler paylaştı. Bağlar ilçesindeki kentsel dönüşüm ihtiyacının aciliyetine değinen Tanrıkulu, hibe ve kredi desteklerinin miktar olarak güncellenmesi ve başvuru sürelerinin uzatılması gerektiğini belirtti.
Oğlaklı Konutları ve Eğitim Krizi
Teslim edilen Oğlaklı konutlarında yaşayan yurttaşların su, doğalgaz ve temizlik gibi temel hizmetlere erişimde büyük sorunlar yaşadığını ifade eden Tanrıkulu, eğitim yılı başında yaşanan okul krizine de dikkat çekti. Diyarbakır’da ağır hasar gördüğü için boşaltılan tek okul olan Cemil Özgür İlkokulu’nun hala yapılmamış olmasını eleştiren Tanrıkulu, "Çocuklar hala konteynerlerde eğitim görüyor, bu durum kabul edilemez" dedi.
Sezgin Tanrıkulu’nun konuşmasının tam metni şöyle:
“Sayın Bakan,
Tabii ki temel yaklaşımlar konusunda farklı görüşlerdeyiz. Bu doğal zaten. O farklı yaklaşımları da burada giderek değiliz.
Afet olmadan önce riskleri azaltan kamusal sorumluluk, bilimsel ve şeffaf planlama, insan yaşamını merkeze alan kent politikası, sosyal devlet ve barınma hakkı bakımından güvenli konuta erişimin temel hak olması, yerel yönetimlerin merkeze alınması ve güçlendirilmesi ve planlama konusunda yetki paylaşımı, katılımcı ve hesap verici yönetim konularında aynı düşünmüyoruz, yani yaklaşım farklılıklarımız var. Ancak bunlar, bu masanın da konusu değil ama şunu belirtmeliyim ki, biz daha çok yerinden yönetim esaslarıyla, yönetimin daha adil ve daha doğru olduğunu düşünüyoruz. Adalet ve Kalkınma Partisi daha çok merkezden planlama yapan, yerel yönetimleri ve yerinden yönetimleri, yerelin sivil dinamiklerini daha çok dışlayan bir yaklaşım içerisinde; bunlar siyasal yaklaşım farklılıkları esas itibariyle partilerimiz arasında ve iktidarınız arasında. Bunlar tabii buradan giderilmez.
Ben Diyarbakır Milletvekiliyim. Diyarbakır da depremden etkilendi. 414 yurttaşımız yaşamını yitirdi. 26 bina yıkıldı. 64 binanın acil yıkılması tespit edilmişti. 4612 bina ağır hasar görmüştü. 3428 bina orta, 45.246 bina daha az hasarlıydı. Bu 4612 ağır hasarlı binanın önemli bir kısmı henüz yıkılmadı ve herhangi bir planlama da yapılmadı. Yani benim kişisel gözlemim bu ve aldığım bilgiler öyle; 6 Şubat nedeniyle bir kez daha Büyükşehir Belediyesinden ve diğer birimlerden bilgi almaya çalıştım. Beni yanıltan başka bir bilgi gelmedi, bu 4612 bina konusunda, orta hasarlı binalar konusunda da esaslı bir çalışmanın bugün itibariyle yapıldığı konusunda herhangi bir bilgi yok bu noktalarda.
Ayrıca 750 bin TL hibe ve 750 bin TL faizsiz kredi desteği Diyarbakır ve diğer iller bakımından 30 Ağustos 2025 tarihi itibariyle sona erdi. Zamanında başvuru yapmayan yurttaşlarımız var ve o dönüşümü gerçekleştirmeyen yurttaşlarımız var. Bu sürenin uzatılması ve miktarın da güncellenmesi lazım, bunun gerçek anlamda bir şeye dönüşmesi açısından.
Diyarbakır'da hasarlı yapıların büyük bölümü Bağlar İlçesinin 5 Nisan, Şeyh Şamil ve Mevlana Halit Mahallelerinde. Bu mahalleler esas itibariyle, 90'lı yıllarda yoğun göç nedeniyle oluşturulmuş mahallelerdir. Dolayısıyla burada bir kentsel dönüşümün yerel yönetimle birlikte yeniden planlanması lazım. Yerel yönetimin bunu planlaması mümkün değil. Bu üç mahallenin çok acilen planlanması gerekiyor, hem deprem riski bakımından hem de kentsel dönüşüm bakımından. Bu zamana kadar da 8 yıllık bir kayyım yönetimi vardı Diyarbakır'da, 2 yıldır seçilmiş belediye başkanları var.
Diyarbakır yine bir deprem bölgesi. Bunların hızla planlanması lazım. Bu planlama konusunda da şeffaf bir bilginin kamuoyuyla paylaşılıp paylaşılmadığı konusunda bir fikrimiz yok. Onları ifade etmeliyim.
Ayrıca bana her gün, Diyarbakır Milletvekili olarak, yani Oğlaklı'da yapılan ve teslim edilen konutlarla ilgili olarak yaygın şikayetler geliyor gerçekten. Ben bunu yerelde kendim çözmeye çalışıyorum, ilgili birimlere ulaşmaya çalışıyorum. Ama teslim edilen konutlarda su -DİSKİ ile ortak yapılması lazım, nasıl yapılacaksa-, doğalgaz, elektrik ve teslim edilen konutlardaki aksaklıklar konusunda yönetimden kaynaklı, temizlikten kaynaklı büyük sorunlar var. Her gün de bana bunlar aktarılıyor.
Okul konusunda büyük sorun vardı eğitim yılı başında. Bu Milli Eğitim Müdürüyle ve Valilikle görüşerek kısmen giderildi ama yedi okul planlanmış, henüz biri faaliyette. Ayrıca sosyal donatılar ve diğer ihtiyaçlar konusunda da nüfusa yetecek bir planlama henüz yapılmış değil. Oğlaklı Konutları bakımından da bu planlamanın ve bu ihtiyaçların hızla güncellenmesi lazım.
Son olarak, benim de çok yakından bildiğim bir okul var: Cemil Özgür İlkokulu. O depremde büyük hasar gördü ve üniversitenin yerleşkesi içerisinde, Milli Eğitime bağlı. Halen konteynerde eğitim görüyorlar ki, Diyarbakır'da sadece bir okul ağır hasar görmüştü ve boşaltıldı. Bunun bu zamana kadar planlanmamış olması ve yeniden yapılmamış olması... Yani orada yapılması lazım o okulun, çünkü lojmanlar ve başka ihtiyaçlar var aynı zamanda orada. O konuda herhangi bir planlama şimdiye kadar yapılmadı. Cemil Özgür İlkokul ve Ortaokulunun yapımı konusunda da Bakanlığınızın inisiyatif alması gerektiğini burada sizlere iletiyorum. Ben de teşekkür ediyorum.”