CHP lideri Özgür Özel siyaseti ve özel hayatını SÖZCÜ’ye anlattı...
CHP lideri Özel, “Ayda sadece 1 gün evde ailemle oluyorum; 1-2 gibi yatar, 6-7 saat uyurum. Kahvaltıda yumurta yerim; her gün 7-10 km koşarım” diye konuştu
Tutuklu başkanları ziyaretlerine ilişkin “Silivri’ye girişte aramalar uzun sürüyor mu” sorusuna şu yanıtı verdi: Tecrübeliyim. Ötmeyen kemerim ve ayakkabım var...
Son 5 ayda 50 miting... Türkiye’nin dört bir yanında bir gün Ege’de, ertesi gün Karadeniz’de; sabah köy kahvesinde, akşam meydanda... Özgür Özel’in temposu sadece kendi tabanını değil, muhaliflerini bile hayran bıraktı. Uyku yok, dinlenmek yok; “sahaya inmek” deyimi onunla gerçek anlamını buldu.
Mübalağa etmiyorum. Eşini 5 ayda 5-6 kez gören bir kişiden bahsediyorum. Hadi bırakın eşinizi, evladınızı, evinizden 1 günlüğüne bile hava değişimi yaptığınızda, yol gidip döndüğünüzde allak bullak olmuyor muyuz? Kaldı ki Özgür Özel, mitingler öncesi, köy köy dolaşıyor, ziyaretler, açılışlar, parti (il/ilçe) toplantıları derken, sonrası basın açıklamaları, gece dönüş vs.
Hatırlıyorum, ilk Saraçhane röportajımızı gece 12’de miting sonrası yapmıştık.
Bu gerçekten yıkıcı bir tempo. Üstüne, söylediğim gibi insanın eşinden ve evlatlarından uzak oluşunu da ekleyin.
Ama en önemlisi, bu enerji boşuna değil. Halk umutlanıyor, kazanma duygusu yeniden filizleniyor. Medya ambargosunu bile aşan bu ivme, siyasetin kaderini değiştirecek bir rüzgâra dönüşmüş durumda.
Beyoğlu mitingi öncesi bir araya geldiğimizde, Özel’in temposunun ardındaki enerjiyi daha net gördüm. Bu süreçte AKP’nin kaleleri sayılan illerde rekor kalabalıklar topladı Yozgat’ta, Erdoğan’a yüzde 76 oy veren bir ile traktörle kasketle girdiğinde “İşte yeni Ecevit, işte Karaoğlan geldi” dedirtti.
Özgür Özel’in en güçlü silahı temas, samimiyet, sahicilik.
Karşısındakine karşı önyargısız; ancak kararlı ve cesur.
Dün yayınlanan röportajımızdan kalan bir iki sorumuzun cevabını da verdikten sonra sizi bugün onun özel hayatıyla baş başa bırakacağım.
FINDIK BAHÇESİNDE ÖYMEN’İN VEFAT HABERİNİ ALDIM
Önce mitinglerden iki enstantane...
Özel’in elinde Trabzon’da bir fındık bahçesinde el öpme fotoğrafı... Şöyle diyor:
“Trabzon en hüzünlü mitinglerimizden biriydi. Çünkü Trabzonlu Altan Öymen’in vefat haberini aldık. Çok üzüldük ama bir yanda da Altan Öymen’i anmak için bir miting yapılsa, her halde bundan daha iyi bir tören olmazdı. Trabzonlu hemşehrileri Öymen’e sahip çıktı. Hatta vefat haberini, tam da bana gösterdiğiniz bu fındık bahçesinin çıkışında aldım.”
‘FAKİRSE SEVMEZ’ SLOGANI NASIL ORTAYA ÇIKTI?
- Üsküdar’da “Tayyip Bey fakir sever” sözünüz dikkatimi çekti.
Her sloganı kendim bulmuyorum. İnteraktif de geliştiği oluyor. Gelir adaletsizliğine vurgu yaparken soru sorma ihtiyacı hissettim. ‘Tayyip Bey sizi seviyor mu, seni seviyor mu?” dedim. Ön sıradan biri, ‘Yok biz fakiriz’ dedi. Aslında ben ‘O zengin sever’ diyecektim. Baktım ‘fakiriz’ diyor, ‘Evet siz fakirsiniz, sizi ondan sevmiyor’ deyince bu, söz dalga dalga ‘Erdoğan fakirse sevmez’ diye yayıldı.
İtiraz etmek ve doğruyu önermek için oradayız!
- Öcalan’ın, TBMM’deki komisyona çağırılıp dinlenmesi talep ediliyor...
O konu, bence şu anda Türkiye’nin içinde bulunduğu süreçte girmemesi gereken bir tartışma. Çünkü biz zaten partiler ne düşünüyor, partiler ne yapacak, o onu mu diyecek, bu bunu mu diyecek meselesini doğru bulmuyoruz. Geçen sefer süreci AK Parti götürdü, baltayı taşa vurdu. Bu sefer Devlet Bahçeli başlattı ama bunun toplumsallaşması lazım. Bunun da yolu komisyon. İYİ Parti yok komisyonda. Keşke olsaydı. Komisyona girmek demek AK Parti ve MHP ne diyorsa onu yapmak demek değil. Bazen itiraz etmek, bazen doğruyu önermek, bazen doğruya davet etmek, bazen ortak doğru da birleşmek demek. Biz komisyonu bu sebepten kurduk. Bu tür bütün tartışmalar komisyonun konusudur. Bu, siyasi partilerin konusu değildir.
İKTİDARDA KALMAK İÇİN HER ŞEYİ YAPAR
- AKP’den önümüzdeki dönemde ne tür hamleler bekliyorsunuz?
AKP diye bir kurumsal kimlik kalmadı. Kişiye odaklı bir şahsın, bir zümrenin çıkarlarını savunan yapıya parti denmez. AKP’den bir şey beklemiyorum çünkü AKP siyaset üretmiyor artık. AKP kendini siyasetin dışına attı. Erdoğan’dan ne bekliyorsunuz, derseniz iktidarda kalabilmek için yapması gereken veya yapmaması gereken her şeyi yapmasını bekliyorum.
Kılıçdaroğlu için anket yapılmalıydı
- Altılı Masa’da Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanı adayı olduğunda siz de onun kazanacağına inandınız. Sizi yanıltan ne oldu?
Ölçme değerlendirmeye çok inanıyorum. O dönemde de ben hep ‘Hiç olmazsa anket yapalım. En yüksek oyu kim alıyorsa onu aday gösterelim’i savundum. Hatta bu yüzden parti içinde eleştirildim, ‘Neden anketlere vurgu yapıyorsun’ diye... En garanti adayı belirlemek lazım’ diye düşünüyordum. Özetle o süreçte ölçme değerlendirmeye yeterince önem vermedik. Herhalde en büyük eksiklik o. Ama tekrar oralara dönüp de yeniden bir tartışma çıkarmak istemem.
Eşimi 5 ayda sadece 5 kez görebildim
- Özel hayatınıza dönelim. Eşinizle en son ne zaman baş başa kaldınız.
Ayda bir gün zaman geçirebiliyoruz. En son geçen pazar bir cenazeye katılmak için Burhaniye’ye gidince, programımı değiştirip bir gün Manisa’ya uğradım. O zaman evde kaldım. Bu, genelde ayda bir kez oluyor.
- Kızınız İpek’i görebiliyor musunuz? Size sitem ediyor mu?
İpek’le daha sık görüşüyorum çünkü İstanbul’da staj yapıyor. Ben de haftada birkaç kez İstanbul’a geliyorum. Bir de İpek bu dünyanın içinde doğdu. O, 6 yaşından beri ben Ankara’dayım. Normalin bu olduğunu sanıyor.
- Peki Ankara’da şu an nerede kalıyorsunuz?
2007’nin Aralık ayından beri Türk Eczacıları Birliği’nin (TEB) yönetici misafirhanesinde kalıyorum. Onların bir de Çayyolu tesisleri var ama orası otel. Ben orada değilim.
- Mitingler süresince nerede kalıyorsunuz?
Ya miting yapıp aynı gün dönüyorum ya da o şehrin otelinde konaklıyorum.
- Akşam kaçta yastığa başınızı koyuyorsunuz? İnsanın beyni de hemen durmaz ki...
Genelde 1-2 gibi uyuyorum, sabah 8-9 kalkıyorum. 6-7 saat uyuyorum. Daha az uyduğumdaysa yetersiz geliyor.
- Ya kahvaltı?
Mükellef kahvaltı yapmam ama yumurta yerim, ağırlık spor yapıyorum.
- Koşuyor musunuz?
Evet 7 ila 10 kilometre koşuyorum. Bu sabah 45 dakika otelde spor salonunda bantta 7 km koştum. Gençliğimde çok koşardım. Orta- lise- üniversitede hentbol oynardım, oyun kurucu mevkiinde takım kaptanıydım. Bıraktım. ‘Adalet Yürüyüşü’ ile birlikte koşmaya geri döndüm. Avrasya Maratonu’nu, 42.3 kilometre, 2 kez bitirdim. Geçenlerde Kadıköy Maratonu’nu koştum, Rantalya (Antalya) Maratonu’nu 2 kez bitirdim. Ankara’da eskiden sabah akşam fark etmez Eymir Gölü çevresinde koşardım. Şimdilerde fotoğraf çektirmek isteyenler çok olduğundan spor salonunu tercih ediyorum.
- Beyaz gömleğinizin siyasi bir anlamı var mı?
Yok. Kravat takmazsam yakası düğmeli spor şık mavi ya da beyaz gömlek giyerim. Mavi gömlek giyince mesela Antalya’da terden çok belli oldu, o yüzden yazın beyaza döndüm.
- Silivri’ye girerken çok sıkı aranıyor musunuz her seferinde?
Hayır, en hızlı ben geçiyorum. Eski cezaevi komisyon üyesi olduğumdan çok tecrübeliyim. 2011-15 arası 250 cezaevine 373 ziyarette bulundum. Ötmeyen ayakkabım, ötmeyen pantolonum, ötmeyen kemerim var.